Ajans Hayatı 2 - Çevik Geliştirme

  • 0
Malumunuz, Makine Fakültesinden, ya da Makina Fakültasından mezun bir mühendis olarak IT sektörüne girişim güzel bir hikaye sonucu olmuştur. Yıllarca güzel ülkemin başarılı şirketlerinde zevkle çalıştım, kendimi yetiştirip bir Ürün Yöneticisi oldum. Özellikle Çevik çalıştığımız zamanlarda pek bir keyif aldım.

Efenim şimdi buraya geldik, ajansa girdik, AjansÇevik diye bir eğitim almışlar, kendilerine iki haftalık döngüler seçmişler, retro toplantısından backlog groomingine, hatta cycle planningine kadar her şey var.

Ama aslında hiç bir şey yok... Birincisi, ajans işi Waterfall bir dünya, hiç çeviğiz filan diye atıp tutmasınlar. İki haftada bir retro yapıp 2 saati çöpe atmak da neyin nesi bilmiyorum. Hele backlog grooming diye oturup cycle planning yapılması ve cycle planning'de de sequencing yapılması evlere şenlik bir durum. Gelin sırayla anlatayım.

Örneğin bir websitesi siparişi geldi değil mi... Önce çizimler yapılır, üstüne dizayn, ardından önyüz arkayüz derken QA ile biter işler. E müşteri senden sitesini kompile yenilemeni istiyor, kompile. Ufak ufak bir şeyler yapmıyorsun ki, neyine agilesın? Hafta bitince tamamlanan işlerden canlıya çıkıyor musun yok? Ne kadar story point'lik işi yapmışsın bakıp, velocity'ni güncelliyor musun? O da yok. Maksak iki haftada bir gereksiz toplantılar yapmak.

Ha bi de, sabahları check-in var, 9:15. Gecikirsen, "Afedersiniz geç kaldım" deyip de başlıyorsunuz dün ne yaptınız, bugün ne yapacaksınız, önünüzde engel var mı diye anlatmaya. Zaten konuşanı sadece sıradaki dinliyor, o da kendisine sıra geldiğini anlasın diye. Bir de excel var, kim geç geldiyse işaretleniyor, ofiste olmayanlar farklı renkte işaretli filan... Ha dönüp bakılıyor mu, yok...

Bu iki haftanın sonundaki Cuma akşamı, retro diye herkes toplanıyor, iyi kötü çirkin diye kartlara bi dolu övgü yazılıp Best kolonuna konuyor. Arkadaş, ben bu cycle toplam 5 kişiyle çalışmışım 30 kişilik ajansta, X kişisi şahaneydi, akşam geç vakte kadar çalıştı da şu sayfayı bitirdi filan diye övsem diğerleri bişiy anlamıyor ki, yani kazanım yok ortada. İnsan, ya geç vakte kaldık çünkü şunu yanlış yapmışız, bu şekil yapsak daha iyiydi gibi bir şey dese, yararlı bir sonuç çıkacak. Ama bizde "sifonu kim çekmedi bilmiyorum ama yiğrençsiniz"e kadar varan Bad kartlarından "Senden kralı yok" övgüsüne kadar absürt bir 2 saat geçiriyoruz.

Gelelim Beklag Guruğming'e. E, ne konularda çalışabiliriz, şunlara bakalım, bi sıralayalım, önemini kavrayalım diye düşünmek gerekirken; oturup bu hafta hangi işleri yapmamız lazım, aa ben de o tasarımcıyı kullanıcam, sen şunu kullansan, peki bu yazılımcının kapasitesinin iki katı iş vermişiz, neyi öteleriz vs. diye konuşuyoruz. Peki ortada bi beklag var mı? Gayettabi YOK! Her hafta son dakkada, lan haftaya bana neler gerekliydi acaba diye düşünüp, onları sıralayıp meydana çıkıyorsun "resource"lar için dövüşmeye.

Aslında beklag daha çok cycle planning tadında geçiyor, gerçekten bi beklag guruğming yapsak saykıl pileningde güzel geçicek ama yok. bizim saykıl pilening dediğimiz şey düpediz takım toplantısı ve herkesin üzerine bindirilmiş işleri göstermece.

Yeni saykıl başladığı pazartesi günü, proje takımları buluşup, sen şunu yapıcan, sen bunu yapıcan diye sürpriz bir güne ulaşıyor. Çünkü bu yukarıda saydığım bütün toplantıları sadece Ekaunt Menicırlar düzenliyor ve konuşuyor. Diğer çalışanlar ise Sürprayz şeklinde bir pazartesi geçiriyorlar. Sonra bırakıyorsun ki kendi takvimlerini düzenlesinler, şunu salı, bunu çarşamba yaparım diyerek iki haftalarını planlasınlar. Bunlar bitince, ekaunt takımı yeniden toplaşıyor ve işler hangi düzende yapılacakmış bakıyor. Elbette aa benim daha önce bitmeli müşteriye şu güne sözümüz vs var da deniyor. E hani ECAĞYIL? Saykıl ortasında delivırıbıl mı olurmuş... Yine yok.

İşin en komik yanı da, mesela lead'ler bir çok projeye dokunduğu için toplantıları liğdler etrafında düzenlemek gerekiyor. E adamın 1 saatten en fazla 5-6 toplantıya girebileceğini düşünürsen, bütün müşterileri karşılayabilecek kadar toplantı penceresi bulunamıyor. Kartlara kimleri, ne kadar vakit toplantıda tutacağını yazıyoruz; duvara asıp sabah 9-10:30, 10:30-12; 12-13, 13-14:30, 14:30-16 gibi (tam hatırlamıyorum ama bi buçuk iki saatlik aralıklardı) bloklara asıyoruz, umuyoruz ki "conflict" çıkmasın. Ha bu egzersiz için de bi yarım saat, kırk beş dakika erken gelinecek paşam. Bizimle Pazartesi Sendromu bi harika dostum!

Son olarak da biraz estimeyşınlardan bahsedeyim. Hani fibonacci numaralarıyla estimeyt edersin, sonra o sıtori pointlerine göre velositini bulursun... Hahayt. Düz saatle tahminleniyor, bu 5 saat, bu 12 saat gibi ve elbette hiç bi zaman doğru düzgün olmuyor; çünkü takımlar hep değişken, düzenli bir takip yok ve retro denilen şey sadece birbirini övmek ve "hepimiz yetişkiniz, lavaboda bulaşık biriktirmeyin, toplantı odasında çöplerinizi bırakıyorsun" gibi yuhoha konularıyla geçiştiriliyor.

2 sene içinde geldiğimiz yeri sorarsanız, retainer denilen aylık bakım projeleri agile, bildiğin projeler ise waterfall olarak yapılıyor.

Dolayısıyla Gantt Chart ile yönetilen Agile projeler, artık yok!