Ofis Manzaraları

  • 0

Bizim 'bi arkadaş' bişiyler karalamış, onu paylaşmak istedim:

Çizgiler oluşturuyordu yağmur pencerede. Evet, ufak damlacıklardan oluşan çizgiler. Damlaların vurduğu nokta ile hızlarını sönümlendirdikleri yer arasında minik noktacıklar halinde duruyorlardı. Kimi dimdik yerküreye doğru, kimi belirli bir açıyla yanlara. Trafik akışına devam ediyordu, damlaların arasından. İzlerin fazlaca belirginleştiğini hisseden sürücülerin sileceklerini çalıştırmalarının dışında bir fark yok gibiydi. Yine akıcı, yine yoğun, yine yakıcı...

Çalıştığım yer, istanbul'un kalabalık yollarından birine olan geniş mi geniş bir cepheye sahip. Islak pencerelerden gördüğüm, trafik sıkıştığı zaman ortaya çıkan kartvisit dağıtıcılar var: Adriana Lima görseli ile süslenmiş Kadıköy masaj salonları. Dağıtıcılar büyük bir ustalık ile 20 KM hızdan yavaş giden aracınızın penceresine takıveriyorlar karvizitleri. Camı açsanız kart içine düşüyor cam yuvasının. Bekliyorsunuz varacağınız yere kadar, inince alır atarım nasıl olsa diye...

Otobanın ardında beton yığınları var, denize kadar uzanan. Bulunduğum yerden ağaç göremiyorum pek. Ancak denizin ötesinde gördüğüm dağın üzerinde var koyu yeşil güzel ağaçlar. Adaların henüz o kadar da talan edilememiş bir köşesini görüyorum, betondan kulelerin izin verdiği dar bir aralıktan. Bu aralıkta, çatıların bittiği yerde başlıyor deniz, adanın kıyısına kadar. Deniz akıntılı bugün, soldan sağa gidiyor, görebiliyorum. Kadıköy'de işi olsa gerek, istikameti öyle...

Kimi zaman PVC doğrama pencerelerin içinde hareketler görüyorum adalara bakarken. Karanlık bastığı zaman önümde örülmüş surlara düzenli aralıklarla monte edilmiş gözlerde yanan ışıklar oluşuyor. Kalabalık yoldan geçenler nasıl olsa içeri bakmaz diye kapanmıyor perdeleri. Onlar evlerindeyse ben neden halen işteyim diye düşünüyorum...

Detox Fashion! by Greenpeace

  • 0

Çok güzel çalışıyoruz Greenpeace olarak. Bu aşağıda izleyebileceğiniz video'da bayıldığım çalışmalarından biri... Ha bu arada, çalışıyoruz diyorum, ne yapıyorsun diyeceksin, işte bu videoyu sizlere ulaştırıyorum. Kampanyalarının altıma e-postamı ve imzamı atıyorum, evet, bu kadar basit. Siz de bir "aktivist" olabilirsiniz, hem de sadece 3-5 dakikanızı ayırarak, büyük farklar yaratmanın keyfini yaşayabilirsiniz.

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=XxFWo4sCzCs]

Taslak - Puppy'de Türkçe dili ayarları ve Kişiselleştirme

  • 0

Bu yazımda size USB'nizden çalıştırabileceğiniz işletim sistemleri ve onların yararlarına dair bilgi vereceğim. Puppy ise benim favori dağıtımlarımdan biri. Ancak f klavye kullandığım için yaşadığım bir problemi çözmek için 20 dakika uğraştım, artık unutmamak için buraya yazıyorum. Bundan bir kaç sene önce tekrar araştırmış bulmuştum, ancak şimdi hatırlamadığımı görüp 20 dakikamı harcayınca, yıllar sonra yine vakit harcamak yerine bu yazıya vakit harcarım diye düşündüm ;)

/etc/X11/xorg.conf dosyasını açın, keyboard kısmına inin (ortalara doğru), şu şekilde olmalı:

Section "InputDevice"
    Identifier  "Keyboard0"
    Driver      "kbd"
    Option      "XkbRules" "xorg"
    Option      "XkbModel" "pc102" #xkbmodel0
    Option      "XkbLayout" "tr" #xkeymap0
    Option      "XkbVariant" "f" #xkbvariant0
    Option         "XkbOptions"   "grp:ctrl_shift_toggle"
EndSection

Eğer f değil q klavye olsun isterseniz; basit bir # işareti ile işi bitirebilirsiniz:

Section "InputDevice"
    Identifier  "Keyboard0"
    Driver      "kbd"
    Option      "XkbRules" "xorg"
    Option      "XkbModel" "pc102" #xkbmodel0
    Option      "XkbLayout" "tr" #xkeymap0
    #Option      "XkbVariant" "f" #xkbvariant0
    Option         "XkbOptions"   "grp:ctrl_shift_toggle"
EndSection

 

Ayrıca, varsayılan tarayıcı değiştirmek istiyorsanız,

/usr/local/bin 'e gidip orada defaultbrowser 'ı bulun. Sağ tıklayıp Open as text dediğiniz zaman karşınıza şu veya benzeri gelecektir:

#!/bin/sh
exec opera "[email protected]"

Burada "opera" yazan yere ilgili browser'inizin başlatma komutunu yerleştirebilirsiniz.

 

Mutlu olmak için önce giriş yapmalısınız

  • 0

Sevgilimle Ortaköy’de yürürken pembeli mavili canlı renklerden bir dükkan gördük, ismi gavurca. L’era Fresca yazıyor tabelasında. Zaten isminde bir de apostrof (bildiğimiz kesme işareti) varsa bizim paramız yetmez diyerek yola devam etmek geldi önce içimizden. Sevgilimi durdurup, görmeden bilemeyiz, girmeden edemeyiz, hadi yallah demeyerek içeri girmeyi teklif ettim. Cafe’nin içinde ilerledikçe menüdeki fiyatların yükseleceğinden emindim. Sonunda dondurmaları ve tatlıları gördük, kafamızı kaldırıp fiyat listesine baktık. O da nesi? Öğrenci işi fiyatlara bir de %20 öğrenci indirimi eklemişler. E hadi deniyelim dedik Günlük taze sütlerinden hiç bir katkı maddesi kullanmadan yapıyorlarmış. Lezzetine doyum olmuyor. Fiyatıyla, tasarımıyla, çalışanlarının içtenliğiyle ve Tadelle markasının sahiplerinden (Fermet Gıda) olmasıyla hemen bayıldık bu markaya. Buyrun, siz de bu logoyu görürseniz yolunuzu çevirirsiniz bir dahaki sefer: 
Lera_logo
E başlığın ne ilgisi var bu yazıyla diyeceksiniz. Hemen açıklayayım efendim, o dükkana önyargılı kalıp 'giriş yapmasaydık'; ne o güzelim dondurmalardan haberimiz olacaktı, ne "bütün L'era'nın mağazalarını gezelim" diye bir eğlencemiz olacaktı, ve de bu lezzetli yazı sizlere ulaşamayacaktı. O yüzden, giriş yapın, mutlu olun...

Chromebook

  • 0
Chromebook almaya fırsatım olmadı, malum kaçıncı (burayı kendi
patriotizm'inize göre doldurun) dünya ülkesinde yaşadığımız için
Google daha buraya getirmedi, Amazon filan da elektronik göndermiyor,
eBay'den alsam da canım gümrüğümüzde takılıyor vs. Neyse, sonuç olarak
sağolsun bi abinin yardımıyla Chromium OS'i USB'me attım,
bilgisayarımı sanki bir Chromebook'muşçasına çalıştırdım. 15.6"
büyüklüğü ile biraz abartılı olsa da sadelik ve basitlik olarak
gerçekten bir Google işletim sistemiydi. Ancak yaşadığım aksilikleri
hemen aktarayım:

Türkçe klavye desteği var ama F klavye yok! (o yüzden bu yazıyı
yazarken yine 10 parmak kullanıyorum ve sağ serçe parmağım şimdiden
yoruldu.)
mp3 formatını desteklemiyor, çalmıyor.
Harici fare takılınca hızı düzgün ayarlanmıyor, scroll ya milim
gidiyor ya uçuyor.
Flash çalışmıyor.
Chrome extensionlarından bir çoğu Windows Media Player filan istiyor
(radio uygulamalarını denedim) ve haliyle Chromebook'ta çalışmıyor.
Google'ın CB (ChromeBook) için ayrı bir Store yapması gerekebilir.

Bütün bu yorumlarımın sebebi 'genuine' bir CB sahibi olamayıp çakma
yollarla onu kullanıyor olmam olabilir ancak özellikle TR-F klavye
desteklemiyorsa benim ChromeOS ile işim olmaz. Ayrıca Opera
yükleyemiyorum! :)) (Şaka bi yana Chrome'un Android telefonum ve CB
ile senkronizasyonu pek keyifli)

Hadi artık, kim bana bi chromebook getirecekse getirsin, 199 dolara
bile var be anacım. İkinci ele de razıyım :))

Smart reklamı ve güzel bir Fransız parçası

  • 0

Fransız filmlerinden nefret ederim ancak müziklerinin (özellikle tekno) güzel olduğunu düşünüyorum. Bu müzik de ilk sefer garip gesle de sonrasında bana "catchy" bir "tune"muş hissi verdi :)

Burdan buyrun:

 Bu arada, vidyo yüklenirken bir soruyu cevaplayayım: Smart'ın en kötü yanı ne biliyor musunuz? Bu keyfi yalnızca bir arkadaşınıza yaşatabiliyorsunuz. (Konsere 4 kişi giderken tek bir Smart kullandığımız gerçeğini göz ardı ediyorum. Ayrıca o yolculuk bağajdaki arkadaş ve yolcu koltuğundaki ikili için keyifli geçti mi emin değilim :)) Aa, video başlamış bile, hadi izleyin izleyin :)

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=h7vq8Kjs3q4]

Garanti'den harika bir interaktif reklam uygulaması

Sanıyorum etrafımdaki herkes internet bankacılığı kullandığı için bu reklamla karşılaşmamış :) Yoksa bi yerlerden duyardım diye düşünüyorum. Bir "privacy" ihlali var mı diye düşündürmüyor da değil ama akıllıca bir çalışma.

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=M-CIzuKEpwg]

Işınlanma keşfedildi!

  • 0

Emlakla ilgili araştırmalarıma devam ederken gemi tasarımlı bir oto galeri projesine rastladım. Hoşuma gitti okumaya devam ettim. Artık adına ne denir bilemiyorum ama “cruise” olarak güzel görünüyor sanki. Buradaki esas önemli konu, tüm konut ve emlak projelerinde olduğu gibi bunların da ışınlanmayı keşfetmiş olmaları:

Sitelerinden bir görüntüyü başlaşıyorum, sonda yazan koyu gri yerlere bakın lütfen:

Image001

Sahile 3 dakika, tren yoluna 2 dakika mesafede ise, tren yolu ile sahil arasında 1 dakikalık mesafe vardır. Peki, güzel...

Sahile 3 dakika, Sahiba Gökçen Havalimanı’na 2 dakika mesafede ise sahilden havalimanına 5 dakikada gidilebilmektedir. Normalde asla bu kadar kısa vakitte gidemeyeceğiniz yolu, OtoWorld Asya’ya uğramak kaydıyla yalnızca 5 dakikada gidebilirsiniz. Sanıyorum portalın birini sahile, birini havaalanına kurmuşlar, ışınlayıp duruyorlar. Hava bulutlu olunca biraz yavaş ışınlandığı için max 5 dakka sürer diyerek vermişler süreleri. Sıra bekliycen, portala giricen çıkıcan filan, vakit alır tabii...

Sahilden kuş uçuşu havalimanı 5 kilometre. (yandex haritalar sağolsun)

Image002

Ancak trenyolu sahil arası:

Image003

324 metreyi 1 dakikada katedebiliyorsa; 5 dakikada 1,620 km kat edilir. Nerde geriye kalan 3 km?

Tamam sinirimi otoWorld’den çıkarttım farkındayım ama yapmasınlar bunu ya. Kandırmasınlar insanları. Hadi, yine şansınız yaver giderse ve altınızda 2.0 motor araba varsa gerçekten 5 dakkada havalimanına gidebilirsiniz. Ama ne olursa olsun sahile inmek için meşekkatli yollardan gideceksin, ulaşamazsın 3 dakkada, 180 saniyede.

Hadi onlar pazarlama yapıyor, kandırıyor. Siz kanmayın bari...

Not: Reklamın iyisi kötüsü olmaz, adamların reklamını yapmış olduk ama onlarla bir ilişkim yok, hatta yarın gelip “ne laf ediyosun la bizim hesaplarımıza, kronometreye bastım ölçtüm!” bile diyebilirler :)

Not2: Merhaba, yine ben! Şimdi mekanı düşünüyorum da, bağlantı yoluna kolay çıkabiliyorsan gerçektende verlien sürelerde ulaşabilirsin yahu. Gidip deniycem, du bakalım, günahlarını almayalım, büyük proje, kaldıramam sonra :D

Posterous'a reklam vermek

  • 0

Posterous şu an için reklamları desteklemiyor. Ancak birazdan anlatacağım yöntem ile rahat kullanımlı blogunuzdan gelir de elde etmeye başlayabilirsiniz. Öncelikle, temelde yapacağımız işlemi anlatayım, zaten bilenler varsa kendi başlarının çaresine bakabilirler. Adsense kodlarımızı bir başka sunucuya yerleştirerek, iFrame kullanarak Posterous üzerinden çağıracağız. Peki, şimdi adım adım devam edebiliriz:

Öncelikle bloğunuza girip kendinize reklamı yerleştirmek üzere bir yer beğenin. Buranın genişliğini ve yüksekliğini hesaplayın.

Tasarımda koymak istediğiniz yere göre AdSense’ten bir kod üretmelisiniz. En uygun boyutlarda bir reklam oluşturun ve kodunu kaydedin.

Oluşturduğunuz reklam kodunu bir txt dosyasına yapıştırıp en başına <html> en sonuna da </html> yazın. Bu txt’i html olarak kaydedin.

Şimdi bu dosyayı koymak için bir sunucuya ihtiyacınız var. İnternette dropbox tavsiyesine rastlamıştım, zaten kullanıyorsanız oraya public olacak şekilde atabilirsiniz. Buradan adresi kopyalayın, örneğin benimki: http://dl.dropbox.com/u/37414268/adsense.html olarak çıktı ve kısaltınca http://db.tt/NGqpC5G4 adresi belirdi.

Şimdi Posterous’a gidip ilgili yerden temanızı değiştirin.

<div class="ads">

</div>

Bende more-sidebar div’inin üstüne yerleştirmek uygun oldu. Her temada yerine göre bakmak lazım. Ayrıca reklam boyutu kadar div açınca scrollbar’lar görüntülendi, div’in boyutlarını büyüttüm, problem olmadı. Başka tarayıcılarda problem teşkil ederse belki max-width gibi düzenlemek doğru olur.

Sitemdeki reklamı gördüyseniz bir tıklayın bakalım, çalışıyor mu? ;) Şimdiden herkese iyi kazançlar!

Not: Bu konuda eksik gördüğünüz yer varsa  (örneğin AdSense hesabı almak, AdSense’de kod oluşturmak vb.) lütfen yorumlara yazın, o konularda da bir rehber hazırlarım.

Honda N One

  • 0

http://www.freshnessmag.com/2012/11/05/honda-n-one/ adresinde bu sefer Honda’dan farklı bir araba geliyor:

Image001

Japonya minik arabalara vergi muafiyeti uyguluyormuş. Keşke bizim ülkemizde de öyle olsa. 80 kiloluk adamı taşımak için 1200 kiloluk metal yığınlarının yollarda dolaşması kesinlikle bir doğa katliamı. İlgili bağlantıya tıklayarak diğer fotoğraflarını görüntüleyebilirsiniz. Beni en çok içi etkiledi:

http://www.freshnessmag.com/2012/11/05/honda-n-one/

Image002

Pembe Honda Jazz

  • 0

Image001

http://www.honda.co.jp/Fit/webcatalog/type/shes/ adresinden detaylarına bakabileceğiniz gibi (okuyabileceğiniz demiyorum, bakabileceğiniz diyorum, çünkü japonca :D) Honda, Jazz (oradaki ve USA’deki adıyla Fit) için pembe renk seçeneği sunarken biraz da hayat stilini öne çıkartmış. Orta yaş kadınların tercih ettiği söylenilen Jazz artık pembe olarak genç kadınların da tercihi olabilir J

Movember

Lf_goes_mo_hk_story_0

Siz de bıyıklarınızı bırakın (sakaldan daha çok dikkat çekiyor) ve merak edenlere Movember hakkında bilgi verin.

PizzaHut'ta uygun beslenme

Dsc_0001

Arkadaşlarımın bir kısmı bana cimri der, sevgilim ise tutumlu olduğum için beni sever. Ancak ben kimi zaman kendimi Baltalı İlah’ın hemen altındaki uyanığa benzeterek ufak hesaplar peşinde koşuyorum. İşte fotoğrafını gördüğünüz leziz salatanın hikayesi de bunlardan biri:

PizzaHut’ın mağazasına göre değişen derinlikteki kaplarında (bana iki farklı boy geldi) ortalama 6 TL’ye tepeleme salata doldurup karnınızı doyurabilirsiniz. Öncelikle kasenize kısır gibi hava boşluğu çok olmayan yoğun yiyecekleri istifleyin. Ortalara doğru kısmen boşluklu olanlara (makarna gibi) başlayıp, en tepeye marul gibi havalelileri dizerseniz en uygun ağırlığı yakalamış olursunuz. Tercihinize göre yapışkan vazifesi görebilecek soslu maddelerle daha fazla marul yapıştırabilirsiniz mesela, bir kat sos, bi kat marul misali.... Üzerine nar ekşisi dökmeyi unutmayın, yakışır.

Son olarak da tepsinize kasenizi yerleştirin ve ekmek parçalırını yatay olarak koyun. Bu noktadan sonra dökülmesinde sakınca yok, hay aksi imajınızı takının,  ekmekleri tepsinizden alıp yiyebilirsiniz sonuçta!

Şaka bi yana, arkadaş zoruyla PizzaHut’a gittiğinizde yapabileceğiniz en iyi şey salata büfesinden yemek. Sonra çıkınca Little Caesars’a gidip keyifle karnınızı doyurabilirsiniz.

Para parayı çeker

  • 0

Para kazanmak için yatırım yapman gerekir. Yatırım yapar, karşılığını alırsın. Yatırım yapmak içinse paran olması gerekir. Paran varsa yatırım yapar, yatırımın varsa para kazanırsın. Denklemin iki tarafındaki “yatırımları” sadeleştirirsek geriye “Paran varsa, para kazanırsın” kalır. Yani “para parayı çeker”.

Ha, az paran varsa ve yatırımda şansın yaver gitmezse başka yatırımla durumu kurtaramayacağın için senin için döngü çabuk biter. Şanslıysan, doğru zamanda doğru yatırım ile başarı hikayelerinin kahramanı olabilirsin.

Neden akıl hastanesindeyim.

  • 0
Bir akıl hastanesi ziyaretimde, doktora bir hastanın hastaneye yatırılıp yatırılmayacağını nasıl anladıklarını sordum. "Şöyle", dedi doktor, "bir küveti dolduruyoruz ve hastaya bir çay kaşığı, bir kahve fincanı ve bir kova vererek ondan küveti boşaltmasını istiyoruz."

"He anladıım", dedim, "normal birisi kovayı tercih edecektir, neticede kaşıktan veya fincandan daha büyük". "Hayır" diye cevapladı doktor, "Normal birisi tıpayı çeker. Yatağınızı pencere kenarında mı olsun istersiniz?"

İmleç imleyici

  • 0

http://www.pointerpointer.com/ adresiyle karşılaştım StumbleUpon sayesinde. Çok güzel bir fikir ve uygulama bence. Siyah alanda fare imlecinizi bir yere götürün ve durun. Biraz bekledikten sonra sizin imleci parmakla gösteren bir fotoğraf geliyor. Farklı insanlar, apayrı pozlar. Eğlenceli J

Image001

Sanırım dinamik olarak değişmiyor, ben tag’lanıp sürekli yenilecek bir yapı düşünmüştüm ama belirli alanlara belirli fotoğraflar sabitlenmiş çıktı.

Evlilik istatistikleri

  • 0

http://rapor.tuik.gov.tr/reports/rwservlet?demografidb2=&report=BOSRAPOR17.RDF&p_yil1=2011&p_dil=1&p_kod=1&desformat=html&ENVID=demografiEnv

Bu bağdaki istatistiğe bakarsak, erkeğin en az 4 sene büyük olması gerekiyor. Yaş farkı arttıkça boşanma oranları azalıyor. Yaşları eşit olması 7 senelik fark ile aynı değerde…

Image001

Yani, erkek akranınız değilse 7 yaş büyük olmasına bakın kızlar ;)

Not: Veriler 2011 yılı için alınmıştır. Bu yazı geyik olsun diye yazılmıştır. Boşanacağınız adamı almayın, onları oyalamayın.

Gelecek nesil konut projeleri

Şehri bitirip banliyöye gittikçe, iş merkezlerinden uzaklaşan, altyapısızlık yüzünden trafik çilesini konut projesi sakinlerine yaşatan koca koca siteler, gelecekte farklı bir pazarlama yöntemine gitmek durumdunda kalacaklar. Kira garantili yerine “iş garantili” lafı emin olun duyacağınız bir şey. Hatta bazıları belirli şirketlerle anlaşıp onların ofislerini taşırken, lojmanmışçasına çalışanlarına uygun koşullarla ev teklif edecekler. Gelecekte insanlar işe yakın yaşamanın önemini anladıkça bu dediklerim bir bir çıkacak.

Belki de çıkmayacak, olsun, yine de siz “iş garantili” konseptini bir düşünün derim J