Yepyeni bir seri - Ajans Hayatı

  • 0
Hadi size bi sırrımı vereyim, bundan seneler önce, malum baskıların yeni başladığı ve yüzdüğü tencerenin altı kısıkta bırakılmış kurbağa gibi haşlanmaya alışmamışken, rahat rahat yazıp çizebilmek için kendime bi sanal karakter oluşturayım dedim.

O dönemlerde, hediye kartları (visa / master) yeni yeni çıkıyordu ve bilgi vermeden alınabiliyordu. Çok detay vermeyeceğim, dönüp bana ulaşamayacağı şekilde epey paranoyak senaryolar eşliğinde bir kredi kartı (tam değil) edindim ve kendime yeni bir alanadı aldım. Bu sahte ismimle sosyal medyada hesaplarımı da oluşturdum, resmen bir dizide gibi kendime ikinci karakter yaratıyordum.

Elbette uzun sürmedi, işlemler kabul edilmiş olsa da, pek geçmeden alanadı sağlayıcımdan sen bi onayla bakiim kendini, bu kart garip geldi bize şeklinde bildirim geldi. Tabii onu yapmak, gerçek kimliği doğrudan bu şizofrenik kimliğime bağlayacaktı. O noktada alanadımın tekrar satın alınabilmeye doğru yol alışını izlemekten başka çarem yoktu.

Geçenlerde, Amerika'da bu açıdan ne kadar şanslı olduğumu farkettim. Böyle sıkıntılarım yoktu, düşünme özgürlüğü veya ifade özgürlüğü vardı. Ekstrem durumlardan bahsetmiyorum ama bizim başgana laf atabilmekten bahsediyorum. Malum, Mistır Tıramp da çok farklı değil esasen benim eski başgandan...

Yoğunluktan uzun süredir yazamamıştım, ama yazmayı ne kadar özlediğimin de farkında değildim. Ne hakkında yazacağımı bilmiyordum, teknolojiyi eskisi kadar takip edemiyor, hobilerime bile vakit ayıramıyordum. Ama bu şekilde daha fazla devam edemeyeceğimi farkettim, tükenmiştim. Evet, o tükenmişlik sendromunu yaşıyordum (hep özenmiştim, tamam ben de yazdım). Şaka bi yana, ajans hayatı çok yoğun lan!

Burda olan saçmalıkları anlatmak istiyorum ama arkadaş dedikodu her yerde dedikodu, insanlar önemsiyor yazıp çizdiklerini, alınıyor, burda da lobi var, burda da çekememezlik var, kıskançlık var. Yine mi sahte kimlik bulsam da rahat rahat yazsam diye düşünürken, aklıma anadilimde (Merhaba Anne!) rahat rahat yazmak geldi. Sonuçta Google Translate henüz o kadar başarılı değil :) Hem de sizlere yurt dışındaki ajanslar hakkında da biraz bilgi verebilirim diye umuyorum.

Şimdilik kafamda nelerden bahsedeyim, nasıl bir senaryo kurup hikayemi güzel anlatayım diye planlar yok ama ordan burdan dedikodularla başlayıp, olabildiğince gerçekleri bütün çıplaklığıyla size aktarmak istiyorum. (evet, bu lafı da hep kullanmak istemiştim!)

Merak ettikleriniz varsa yorumlara yazabilirsiniz, böylece konuları şekillendirebiliriz. Haftaya, anektodlarla başlıyorum.

iPhone 6'ma iOS 11

  • 0
Beta sürümü çıkmış didiler, geç kalmışım denemekte dedim ve Eylül 14'te başladım kullanmaya. Beta 3 sürümüydü sanırım, Release Candidate deniyordu eskiden, o olsa gerek.

Efendim, artık herkese çıktığına göre en beğendiğim noktalarını saymamda sakınca yok:

Facetime araması yaparken o KULAK TIRMALAYICI dırıdırıdırdıırdırı sesi biraz yumuşatmışlar. Oh ya, neydi o öyle kaç sürümdür.

Control Panel mi deyolar, o alttan çıkan, pardon bi türlü çıkamayan panel, biraz daha artistik olmuş, özellikle ışık açmak ve kapatmaya yarayan sliderları beğendim. Müzik de tek panelde toplanmış sanki, ben iki sayfa olmasını beğenmiyordum.

Neleri mi beğenmedim?
Klavyeyi kapatmak konusunda ve Messages uygulamasında yazıların üzerine çıkması konusunda sıkıntılar var. Beta olduğunu düşünüyorum ama release sonrasında da devam etti.

Yazı karakteri mi diyim, boyutu mu diyim, çok GOCUMAN. Az ufalt hele, kör değiliz çok şükür. Ayarlara baktım, başlıkları orantısız büyük yaptıkları için, font-size'ı küçültsem bişiye benziyo ama bu sefer normal yazılar çok ufalıyor.

Files! Oh be, sonunda gerçekten akıllı bi cihaz olma yolunda büyük bi adım attılar. Dosyalarıma ulaşabileyim yav.


Sonuç?
10.3.2'ye geri dönüyorum, biraz daha çalışsınlar üstünde, o zamana kadar facetime ararken kolumum mümkün oldukça gerip telefonu uzakta tutmaya devam ederim.

Bu arada, yazmayalı paslanmışım, sürç-ü klavye ettiysem affola.

Netflix: Download & Go!

  • 0
Blendax mıydı o Yıka ve Çık reklamı olan? Netflix de sonunda Download & Go ile gelmiş. Hoşgelmiş.


Olay ne? Efendim şimdi şöyle, siz de benim gibi iş yerinde "blazing fast" internete sahipseniz ya da yollarda "anlimitıd ama altı gigabayttan sonra yavaşlıyo abi" tripleriyle dizi izleme lüksünden uzaksanız, Netflix'ten izleyeceğiniz bölümleri indirip, sonra offline offline (hem de pil yemiyor izlerken) izleyebiliyorsunuz. 

Üyeliğimi iptal etmiş olsam da, bu özellik gayet güzel bir geri gel daveti olmuş. Zaten "Enjoy Netflix Again" demesi de o sebepten.

Deyrdevıl, flaş ve daha nice boş ama eğlenceli diziler var. Filmler ise kanımca çok geniş bir yelpazeye sahip değil ama Hulu kadar dandik de değil hani şimdi :D

iyi seyirler.

Dünya Kadınlar Gününüz kutlu ol...

Az önce çalıştığım şirketteki bütün kadınları etiketleyerek kısa bir mesaj attım, merak edenler için screenshot'da ekledim.


Daha önceki senelerde de bu veya benzeri mesajları paylaşırdım ama bu seneki tepkiler epey farklı geldi. Altındaki öpücük, kalp, papağan ve kızarık güzlü smiley mesajıma gelen sanal tepkilerden. Ancak esas durum farklı, hissiyat değişik: Böyle bir mesajı beklemiyorlar, 8 Mart'ı umursamıyorlar ve kafaları çok rahat!

Sebebi çok basit, her ne kadar yeni başkan pek bi insancıl olamasa da, yasalarla korunan, kültürle desteklenen bir konumları var. Güçlüler, eşitler, ezilmemişler. Kadınlar, olmaları gerektikleri yerde. Geldiğim yeri düşündüğüm zaman nasıl üzülüyorum bilemezsiniz.

Sevgilim daha yeni paylaştı, Kadın Haklarında 130. sırada mıymışız neymişiz, yahu "insan" haklarını çözememişiz daha, kadına/erkeğe mi sıra gelicek... 

Annemin, kardeşimin ve diğer güzel insanların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlarım! Muasır medeniyetler seviyesinde görüşmek üzere, esen kalın.



2 Cars oyununda 50 yaptım!

  • 0
Ve video dünyasına ilk adımımı attım. Oyunları merak ederek indiriyor ve oynuyorum. Madem öyle, sizinle de paylaşayım, bari işe yarasın istedim. 2 Cars oyunundaki ilk 15 dakikamı (tamam bi ısınma dönemi olmuş da olabilir tabii öncesinde) aşağıdaki videoda paylaştım: